1. Haberler
  2. Genel
  3. Bakan Kacır: “Türkiye üretime baktığımız zaman özellikle askeri kullanımda dronlar’da lider konumunda”

Bakan Kacır: “Türkiye üretime baktığımız zaman özellikle askeri kullanımda dronlar’da lider konumunda”

featured
0
Paylaş

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Belçika Kraliçesi Mathilde’nin de katıldığı Belçika-Türkiye Diyaloğu Paneli kapsamında “Sanayi 4.0’dan Sanayi 5.0’a Geçiş ve Belçika-Türkiye için Fırsatlar” oturumunun açılışında yaptığı konuşmada, “Bugün Türkiye, üretime baktığımız zaman özellikle askeri kullanımda dronlar da ve ticari araçlarda, güneş panellerinde ve ev içinde kullanılan ürünlerde, beyaz eşyalarda lider konumunda. Bir takım alüminyum, çelik panel, seramik, plastik, motorlu araç ve rüzgar türbini gibi önemli endüstrilerde de yine üretimde lider olmaya yaklaştık” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, MEXT Teknoloji Merkezi’nde Flaman Bölge Hükümeti Başbakanı Matthias Diependaele ile ikili görüşme gerçekleştirdi. Gerçekleşen görüşmenin ardından, Belçika Kraliçesi Mathilde’nin katıldığı Belçika-Türkiye Diyaloğu Paneli kapsamında “Sanayi 4.0’dan Sanayi 5.0’a Geçiş ve Belçika-Türkiye için Fırsatlar” oturumuna katıldı. Oturumda, MEXT ile Belçikalı firmalara arasında işbirliği protokolü imzalandı.

“Türkiye ve Belçika arasındaki iş birliğinin de bu vesileyle kuvvetleneceğine inanıyorum”
Oturumda konuşan Bakan Kacır, “Belçika-Türkiye ekonomik misyonu kapsamında bir araya geldik. Umuyoruz ki bu ziyaret değerli bir platform sunacaktır; kurumlar arası diyaloğumuzu geliştirmek ve iş birliklerimizi güçlendirmek için. Türkiye ve Belçika arasındaki iş birliğinin de bu vesileyle kuvvetleneceğine inanıyorum. Gerçekten geniş bir katılım görüyoruz bu misyonda. Bu da bize Belçika’nın ekonomik ve endüstriyel katılımının Türkiye ile birlikte ne kadar ileri noktalara gelebileceğini yansıtıyor. Ekonomik dirençten ve ulusal emniyetten bahsettik. Bu kavramlar artık gitgide daha birbirlerine daha da bağlantılı hale gelmeye başladılar. Bu kavramlar artık hem risklerle karşı karşıya hem de tekrar tekrar şekilleniyorlar. Verimlilik hala önemli bir kavram ama tek başına yeterli değil. Güvenilirlik, yakın olmak, çeşitlilik ve güvenilir ortaklarla çalışmak ekonomik kuvvetin önemli parçaları haline geldi. Burada tabii ki direnç ve tedarik zincirlerinin güveninden de bahsetmek mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullandı.

“Cumhurbaşkanımızın himayelerinde uzun vadeli bir vizyonu gerçekleştirme yolunda ilk adımlarımızı attık”
Küresel ölçekte ileri teknolojilerin rekabetine bakıldığı zaman daha da keskin çizgilerle birbirlerinden ayrıldıklarını gördüklerini söyleyen Kacır, “Bu da üretimin doğasını değiştiriyor. Bugün endüstriyel zemine baktığımız zaman daha esnek üretim çözümleri, daha dijital, daha sürdürülebilir ve daha emniyetli çözümler bulmak zorunda olduğumuzu görüyoruz. İçinde bulunduğumuz zamanlarda rekabet artık ve rekabet avantajı artık kapasitelerini dijital teknolojilerle, beşeri sermayeyle, kapasitelerle ve sürdürülebilir üretim pratikleriyle birleştirenlerde olacaktır. Tam olarak Türkiye’nin de uzun zamandır hazırlandığı gelecek tam olarak bu şekilde. Cumhurbaşkanımızın himayelerinde uzun vadeli bir vizyonu gerçekleştirme yolunda ilk adımlarımızı attık. Bu noktada teknolojik kapasitelerimizi artırmaya ve ekonomimizi daha fazla katma değer taşıyan ürünleri üretmeye doğru ilerletiyoruz. Bu anlamda tutarlı adımlar attık. Türkiye’nin üretim katma değer üretiminin 2020’lerde 41 milyardan 200 milyarlara ulaştığını söylemek mümkün. Burada özellikle orta ölçekli üretimde 10 milyar dolardan 112 milyara ulaştığını söyleyebiliriz istatistiklere bakarak. Bugün Türkiye, üretime baktığımız zaman özellikle askeri kullanımda dronlarda ve ticari araçlarda, güneş panellerinde ve ev içinde kullanılan ürünlerde, beyaz eşyalarda lider konumunda. Bir takım alüminyum, çelik panel, seramik, plastik, motorlu araç ve rüzgar türbini gibi önemli endüstrilerde de yine üretimde lider olmaya yaklaştık. Bunlar inovasyon ekosistemimizi de etkiliyorlar. Bugün bin 700’ün üzerinde Ar-Ge merkezi ve teknoloji merkezi bizim teknoloji alanında rekabet fırsatı elde etmemizi sağlıyor. Yaklaşık 13 bin tane şirket yarının teknolojileri üzerine buralarda çalışıyorlar. İnovasyon ve teknoloji noktasındaki ileriye attığımız bu adımlar bizim için de endüstrimizi daha akıllı, daha yeşil ve daha rekabetçi bir geleceğe taşımamızı sağlıyor” dedi.

“Biz gerekli dijital ekonomi için gereken tüm teknolojileri ve destekleri sağlamak istiyoruz”
Endüstriyel dönüşümün çok kapsamlı bir gündem olduğunu ve bugünden teknolojiyi, yatırımı, altyapıları ve kurumsal kılavuzları bir araya getirdiğini aktaran Bakan Kacır, şunları söyledi:

“Bizim buradaki hedefimiz şirketleri sadece farkında olmaktan çıkarıp eylem planına geçirebilmek, adım atmalarını sağlamak, teknolojik gelişmelerini desteklemek ve tabii ki hem verimli hem de rekabet avantajına sahip bir biçimde çalışmalarını sağlamak. Bu anlamda planımız birtakım öncelikli alanlar belirlemek ve kapsamlı bir şekilde tercihen destek alacak biçimde performansı artırmak. Hit 30’un yanı sıra ki bu zaten ölçek noktasına bakacak olursanız en geniş ölçekli ülkemizdeki program, bir destek programı sunmak, destek paketi sunmak; veri merkezleri, kuantum altyapıları, yapay zeka ve robotik gibi alanlarda bu destekleri sağlamak. Çünkü bizim için dijital dönüşüm sadece ileri seviye teknoloji, modern altyapılar ya da yeni yatırım programları demek değil; aynı zamanda insanlarla da ilgili bu program. Türkiye bu anlamda şu taahhütte bulunuyor: Biz gerekli dijital ekonomi için gereken tüm teknolojileri ve destekleri sağlamak istiyoruz. Bu alanda hem tüm paydaşlar için de şunu söyleyebiliriz; zaten MEXT bu teknolojik ilerlemeyi önemli bir merkez halinde destekliyor. Çünkü az önce de söylendiği gibi sürekli olarak çeşitli teknolojilere bağlı olan eğitim programları sağlıyorlar. Biz de çeşitli teknolojik yetkinlikleri artırmak için girişimcilik, inovasyon ve buna benzer çeşitli eğitimleri destekliyoruz.”

“Bunlar bize Avrupa Birliği’nde sürdürülebilir büyüme ve endüstriyel rekabet noktasında ortağı olmamızı sağlıyor”
Türkiye’nin teknolojinin gelişimine katkıda bulunmak için çeşitli dinamik altyapıları olduğunun altını çizen Kacır, “Yatırımlarımızı da gençlerin hands-on deneyimlerini robotik, yapay zeka, aerospace, ileri üretim ve yeşil teknolojilerde öğrenecek eğitimlerini sağlamaya çalışıyoruz. Bu gibi planlar ve programlar ve aynı zamanda teknoloji festivalleri yapıyoruz. Yine amiral gemisi platformumuzu biliyorsunuz zaten. Bu anlamda ulus ölçeğinde gençlere ilham verecek ve onların yenilikler yapacak, girişimlerde bulunacak ve fikirlerini gerçek dünyaya uyarlanabilir çözümlere uyaracak noktada desteklerimizi sağlıyoruz. Bugün dijitalleşmenin gerektirdiği her şey biliyorsunuz ki sınır ötesine geçecek bir vizyon gerektirir ve biz de tam olarak bunu yapıyoruz. Ama bu tek başına yeterli değil; aynı zamanda ortaklıklara da ihtiyacımız var. Avrupa Birliği’ne üye adayı olan Türkiye’nin bu anlamda pek çok destek çalışması var. Özellikle toplam bütçesi 822 milyon Euro’yu bulan 105’in üzerinde projesi var. Bunlar bizim inovasyon kapasitelerimizi ve altyapılarımızı kuvvetlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa Birliği’nde sürdürülebilir büyüme ve endüstriyel rekabet noktasında ortağı olmamızı sağlıyor. Burada yaptığımız çalışmalar iş birliklerimizi de aslında kuvvetlendiriyor. 981 milyon Euro’luk portföyümüzle ki Türkiye’de bunlar geliştirildi, yalnızca ulusal olarak Ar-Ge kapasitelerimizi kuvvetlendirmekle kalmıyoruz, aynı zamanda Avrupa’nın da rekabetçi bir biçimde teknolojilerine destek oluyoruz. 2023’teki programın başlangıcından beri üniversiteler, yatırımcılarımız, girişimcilerimiz ve kamu kurumlarımız özellikle önemli Avrupa yatırım altyapılarına erişim sağlamış oldular” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’nin yeni nesildeki, yeni jenerasyondaki endüstriyel büyümesini ve rekabetçi yapay zeka çözümleri kullanmasını gerçekleştireceğiz”
Bakan Kacır, “Türkiye’de biliyorsunuz MEXT gibi Avrupalı birtakım teknoloji merkezleri var ve sağladıkları destekle sanayilerimizin ve KOBİ’lerimizin teknolojik dönüşümlerini de desteklemiş oluyorlar. Bütün bunlar şunu yansıtıyor: Türkiye dijital dönüşümde çok önemli bir rol oynuyor, aynı zamanda endüstrinin rekabet avantajı sağlanmasına, endüstride rekabet avantajı sağlamaya destek oluyor. Yine yapay zekanın buradaki önemini yadsıyamayız. Türkiye yapay zekaya çeşitli açılardan yaklaşıyor; hem azimli bir şekilde hem de sorumlu bir şekilde. Burada teknolojik kapasitelerimizi ve yetkinliklerimizi kullanırken yapay zekanın insanlara hizmet ettiğinin farkında olarak ekonomimize de yardımcı olacak bir şekilde kullanılacağını öngörüyoruz. Tabii bunu da sorumlu ve güvenli bir şekilde yapıyoruz. Bu noktada yüksek performans gösteren bu teknolojik teknolojileri özel sektör, üniversite ve araştırmacılarla birlikte geliştiriyoruz. 150 milyonluk bir VC girişimimiz oldu ve bu şekilde de küresel piyasalarda artık rekabet etmeye hazırız. 10 milyar doların üzerinde yatırım yaptık veri merkezlerine 2023 yılında. Bu şekilde de altyapılarımızı kuvvetlendirerek Türkiye’nin yeni nesildeki, yeni jenerasyondaki endüstriyel büyümesini ve rekabetçi yapay zeka çözümleri kullanmasını gerçekleştireceğiz. Yakında yapay zekayla ilgili bir eylem planımız daha ortaya çıkacak, bu şekilde de ülkemizin yapay zeka ekosisteminde önemli bir rol oynamaya başladığını görebileceğiz. Yapay zekayı ülkemiz için bir fırsata dönüştürmek ve ekonomik ortaklıkları bu şekilde kurmak bizim için gerçekten büyük değer taşıyor. Bu noktada gerçekten temel düzeyde Large Language Modelleri, büyük dil modelleri ve çok büyük ölçekli veri merkezlerine ihtiyacımız var ama tek itici güçler bunlar değil. Aynı zamanda birleştirilmiş bir yapay zeka yaklaşımı ve semantik yaklaşımlara ihtiyacımız var. Çünkü bununla birlikte gelecek olan komplikasyonları şimdiden çözebilmek de katma değer oluşturmamızı sağlayacaktır” dedi.

“Türkiye’nin ihracatının yüzde 43’ü Avrupa Birliği’ne giderken, ithalatın yüzde 33’ü Avrupa Birliği’nden geliyor”
Konuşmasının sonunda dost ülkelerle iş birliklerine de devam edeceklerini söyleyen Bakan Kacır, şöyle devam etti: “Üretimin geleceği, üretimin geleceği teknolojiye güvenen, direnç ve sürdürülebilirliği birleştiren ve endüstriyel kapasitelerini insani yeteneklerle birleştiren ülkelerin olacaktır. Türkiye ve Belçika arasındaki bu iş birliği de aslında ortak vizyonumuzu, ortak güvenimizi ve bunları tamamlayan kapasitelerimizi ve yetkinliklerimizi gösterir nitelikte. Bu noktada Türkiye ve Belçika’daki kurumlar arasındaki bu iş birliğinden gurur duyuyorum. Özellikle yarı iletken ve nanoelektronik, nanoelektronik konusunda TÜBİTAK’ın çalışmaları biliyorsunuz ki çok gelecek vadeden bir ortam sunuyor. Yarı iletkenler ve nanoelektroniklerin Türkiye’deki dünya teknolojileriyle ve mühendislik yetkinlikleriyle birleştiriliyor olması iki taraf için de önemli kapılar açacaktır. 1 milyondan fazla tüketicinin varlığından bahsediyoruz; özellikle ticaret serbestisi anlaşmaları kapsamında Avrupa piyasalarını ve Türkiye’yi bir arada düşünecek olursak. Genç ve yetenekli olan, genç ve nitelikli olan iş gücünün Türkiye’den Belçika’ya sunulabileceğini ve ortak bir inovasyon, üretim ve büyüme platformuna katkıda bulunacağını söylemek mümkün. Türkiye, Avrupa Birliği’nin bu noktada aslında bir ortağı diyebiliriz. Avrupa Birliği hedeflerine de zaten hizmet sağlamış oluyoruz bir şekilde. Çünkü Türkiye’nin ihracatının yüzde 43’ü Avrupa Birliği’ne giderken, ithalatın yüzde 33’ü Avrupa Birliği’nden geliyor. 233 milyar dolar gibi bir rakamdan bahsediyoruz toplamda ve bu da aslında entegrasyonun kuvvetini, değer zincirimizin gücünü ve Türkiye ile Avrupa arasındaki güvenin seviyesini gösteriyor. Bugünkü diyalog bu nedenle aslında ortak bir diyaloğumuzu da, ortak bir bakış açımızı da yansıtıyor. MEXT ile Belçikalı ortaklar arasındaki, A6K ve Flanders Make arasındaki bu anlaşma somut bir biçimde attığımız adımın da göstergesi. Altyapı ve yatırım noktasında şunu da söylemek istiyorum: Belçikalı şirketlere tam destek sağlamaya hazırız eğer Türkiye’de teknolojilerini üretmek veya başka ortaklıklar kurmak istiyorlarsa. Şunun altını çizmek istiyorum: Yine bugün Bakanlık yetkililerimiz sizlere daha ayrıntılı bir biçimde teknoloji teşvik programlarını anlatacaklar ve HIT-30 programından da bahsedecekler. 30 milyar dolarlık bu program bizim ne kadar kararlı olduğumuzu da yansıtıyor. Yani yüksek teknoloji içeren üretime, teknoloji yoğunluklu üretime ne kadar değer verdiğimizi ve global ölçekte de bu konuda ne kadar önemli adımlar attığımızı görebiliyoruz. Belçikalı yatırımcılar ve Türk iş insanları bu programları detaylı bir biçimde inceleyebilir.”

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Bakan Kacır: “Türkiye üretime baktığımız zaman özellikle askeri kullanımda dronlar’da lider konumunda”
Giriş Yap

Cadde News ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!