GENÇLİK, SOSYAL MEDYA VE GERÇEK DÜNYA ARASINDA SIKIŞAN NESİL

GENÇLİK, SOSYAL MEDYA VE GERÇEK DÜNYA ARASINDA SIKIŞAN NESİL

Gençliği anlamak için onların dilini bilmek yetmiyor; onların yaşadığı iki dünyayı da aynı anda görmek gerekiyor. Bugün gençler bir yanda gerçek hayatın sorumlulukları, diğer yanda dijital dünyanın sınırsız akışı arasında yön bulmaya çalışıyor. Okullarda gerçekleştirdiğimiz “Gençlik, Sosyal Medya ve Gerçek Dünya” panelleri bize açık bir tablo gösteriyor: Gençler yalnızca bilgiye değil, rehberliğe de ihtiyaç duyuyor.

Sosyal medya artık gençler için bir araç olmanın ötesinde bir yaşam alanı. Kimlik inşası, iletişim, sosyalleşme ve hatta değer yargıları bu mecralarda şekilleniyor. Ancak bu hızlı ve kontrolsüz akış, genç zihni sürekli uyarıyor, karşılaştırmaya zorluyor ve çoğu zaman gerçeklik algısını zedeliyor. Genç beyin, henüz olgunlaşma sürecindeyken sınırsız içerikle karşı karşıya kalıyor; bu durum dikkat dağınıklığından kaygı bozukluklarına kadar uzanan bir etki alanı oluşturuyor.

Sempozyumlarda uzmanlarımızın ortak vurgusu şu noktada birleşiyor: Sorun teknoloji değil, bilinçsiz kullanım. Dijital dünya doğru kullanıldığında öğrenmeyi hızlandıran, iletişimi kolaylaştıran ve fırsat eşitliği sunan güçlü bir araçtır. Fakat mahremiyet ihlalleri, bağımlılık riski, yanlış bilgiye maruz kalma ve sosyal onay ihtiyacı gibi unsurlar gençleri kırılgan hale getirebiliyor.

Bugünün gençlik bilgiye en hızlı ulaşan nesil; fakat doğru bilgiye ulaşma becerisi aynı hızla gelişmiyor. Dijital okuryazarlık tam da bu noktada hayati önem taşıyor. Gençlere yalnızca “ne yapmamaları gerektiğini” değil, “nasıl doğru yapacaklarını” öğretmek gerekiyor. Bilgiye eleştirel bakabilen, çevrimiçi davranışlarının sonuçlarını öngörebilen ve dijital etik bilinci taşıyan bireyler yetiştirmek artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Aileler ve eğitimciler için en kritik görev ise yasak koymak değil, denge kurmayı öğretmektir. Gençlerin ekranla kurduğu ilişkiyi kesmek mümkün değildir; ancak ekran ile hayat arasındaki mesafeyi doğru ayarlamak mümkündür. Rehberlik, iletişim ve örneklik bu sürecin üç temel ayağıdır. Gençler dinlenmek istiyor, anlaşılmak istiyor ve yön bulmak için güvenilir yetişkinlere ihtiyaç duyuyor.

Panel ve sempozyumlarımızda gördüğümüz bir gerçek var: Gençler sanıldığından çok daha bilinçli, fakat yalnız. Onlara doğru soruları soracak, doğru yönü gösterecek ve en önemlisi onları yargılamadan dinleyecek bir toplumsal yaklaşıma ihtiyaç var.

Dijital çağın gençliğini anlamak, geleceği anlamaktır. Çünkü yarının dünyasını, bugün iki dünya arasında denge kurmayı öğrenen gençler inşa edecek. Bizlere düşen görev ise onların yolunu aydınlatmak; teknolojiyle değil, bilinçle büyüyen bir neslin yanında durmaktır.

Selam ve Dua İle…

Exit mobile version