Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) ’Küresel Rekabette Denizler ve Koridorlar’ paneline ev sahipliği yaptı. Ulaştırma ve Altyapı Bakan yardımcıları Durmuş Ünüvar ve Osman Boyraz’ın da katıldığı etkinlikte, ‘Mavi Vatan’dan, ulaşım koridorlarına birçok konu ele alındı. Bakan Yardımcısı Ünüvar, Mavi Vatan’la ilgili yaptığı konuşmada “Mavi Vatan ve Misak-ı Milli Haritaları hafızamıza kazınmalı, nesilden nesile aktarılmalıdır” dedi.
Denizcilikle ilgili birçok konunun konuşulduğu ’Küresel Rekabette Denizler ve Koridorlar’ paneli Beşiktaş’taki BAU Güney Kampüs’te gerçekleştirildi. Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Kulübü tarafından gerçekleşen etkinlikte Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan yardımcıları Durmuş Ünüvar ve Osman Boyraz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü Burak Aykan, İMEAK Deniz Ticaret Odası Başkanı Tamer Kıran ve BAU Yönetim Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Rahmi İncekara konuşma yaptı. Etkinliğe, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, BAU Mütevelli Heyeti Üyesi Saygın Şenel, akademisyenler ve öğrenciler de katıldı.
Etkinlikte “Türk Denizciliği ve Mavi Vatan” başlığıyla sunum eşliğinde konuşma yapan Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Kuzey Kutbu deniz rotasından İran, İsrail, ABD savaşıyla birlikte Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına; Ukrayna-Rusya krizinin etkilerinden, Husiler’in Kızıldeniz’i gemilere kapatmasına kadar birçok konuya değinen Ünüvar, dünyada ticaret taşımacılığının büyük bir kısmının gerçekleştirildiği deniz rotalarının önemine de vurgu yaptı.
‘Mavi Vatan, Misak-ı Milli hafızamıza kazınmalı nesilden nesile aktarılmalı’
Bakan Yardımcısı Ünüvar, Türkiye’nin Libya’yla olan ilişkilerine ve Mavi Vatan Haritası’nın önemine dikkat çekerek, “Mavi Vatan Haritası ve Misak-ı Milli Haritası hafızamıza kazınmalı ve nesilden nesile aktarılmalıdır. Bunu asla unutmamalıyız” diyerek Türkiye’nin Libya’yla olan ilişkilerine de değindi. Türkiye’nin Libya’daki savaşta inisiyatif almasının çok önemli olduğunun altını çizen Ünüvar “2019 yılında Türkiye ile Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması yaptı. Bu şu demek belirlenen hat üzerinde diyelim denizden gaz çıkarılacak, petrol çıkarılacak ya da fiber optik haberleşme cihazları kabloları deniz altından geçirilecek dendiği zaman, ülkemizin onayı olmadan Türkiye’den Avrupa’ya, denizden hiçbir şey götüremezsiniz. Hani hatırlarsınız bize ‘Libya’da ne işiniz var’ dediler. Biz Libya’ya gittik, bize “ne işi var Türkiye’nin Libya’da” diyen herkes oradaydı. Eğer orada olmasaydık bugün hapsedilmiş bir Türkiye olacaktı. Bu iş çok büyük kararlılıkla, çok büyük bedellerle ve kahramanlıklarla yapılmış iştir. Müthiş bir iştir” dedi. Ünüvar, Montrö’de 1936’da imzalanan Boğazlar Sözleşmesi’ne de dikkat çekerek, anlaşmanın çok önemli olduğunu dile getirdi.
‘Türkiye olmadan koridor olmaz’
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, “Türkiye Yüzyılı’nda Ulaştırma Vizyonu” başlığıyla gerçekleştirdiği sunumunda, Türkiye çevresindeki ulaşım yollarından ve ülkemizde ulaşımla ilgili çalışmalara değindi. Ülkemizin önemli bir kavşak noktasında olduğuna da vurgu yapan Boyraz, “Türkiye olmadan koridor olmaz” sözünü motto olarak kullandığını belirtti. Türkiye’yi Basra Körfezi’ndeki Faw Limanı’na bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi’ne de değinen Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Hürmüz Boğazı’nda yaşananların bu projenin önemini ortaya koyduğunu ifade ederek “Kalkınma Yolu Projesi, Hürmüz Boğazı’ndaki yaşanan hadiseden sonra ne kadar kıymetli bir hale geldiğini gördük. İnşallah 2030 yılında bunu tamamlayacağız. 1200 kilometrelik bu hat ülkemize gelecek ve Türkiye’nin içinden de Avrupa’ya doğru uzanacak” dedi.
Zengezur Koridoru ve Atatürk’ün öngörüsü
Zengezur Koridoru’nun öneminden bahsederek Atatürk’ün Iğdır’daki Dilucu’nu almasındaki öngörüsüne değinen Boyraz şunları söyledi:
“Dilucu’nu haritada şöyle gözünüzün önüne getirin, karga burnu gibi şöyle çıkıyor. Orası olmasaydı bugün burada Bakü’yle birlikte bağlantısını yapacağımız Zengezur Koridoru olma şansı yoktu. Onun için de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve minnetle yad edelim. Çünkü ta o zaman, yakın gelecekte Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile bir bağ kurması gerektiğini, gelecek yüzyılda bunun da Dilucu’nun üzerinden geçmek zorunda olduğunu gördü. Dilucu, o gün maalesef İran topraklarındaydı. Stratejik hamlelerle ve görüşmelerle savaşsız bir şekilde 1930’lu yıllarda Dilucu Türkiye sınırlarına dahil edildi. Bugün eğer bu koridor konuşuluyorsa, 100 yıl önceki öngörünün ve vizyonun ortaya koymuş olduğu bir durumdur.”
