Necip Fazıl’ın utulmaz eseri “Bir Adam Yaratmak” 90 yıl sonra beyazperdede

Necip Fazıl’ın utulmaz eseri "Bir Adam Yaratmak" 90 yıl sonra beyazperdede

Türk edebiyatının usta kalemi Necip Fazıl Kısakürek’in 90 yıl önce kaleme aldığı kült eseri ‘Bir Adam Yaratmak’, başrolünde Engin Altan Düzyatan’ın yer aldığı dev prodüksiyonla beyaz perdeye uyarlandı. Türk edebiyatının en önemli tiyatro eserlerinden biri olarak kabul edilen yapımın ön izlemesi, İstanbul Levent’te gerçekleştirildi. Yönetmen Murat Çeri, yapım ekibi ve basın mensuplarının katıldığı film ön izlemesinde konuşan Yönetmen Çeri, “Her insanın yönetmenin hayatında belli kitaplar önceliklidir. ’Bir Adam Yaratmak’ da benim için bu öncelik sırasında önde olan kitaplardandı. O yüzden hayalini kurduğun bir şeyi gerçekleştirmek her şeyden önce insana bir mutluluk veriyor. Düşünen, okuyan, fikreden, bir şeyleri mesele eden herkes eninde sonunda ‘Bir Adam Yaratmak’la tanışacaktır. Önce kitabıyla sonra da filmiyle. Herkes geç kalmadan okumalı ya da izlemeli diyorum” dedi.
Necip Fazıl Kısakürek’in 90 yıl önce kalema aldığı “Bir Adam Yaratmak” isimli eseri beyazperdeye uyarlandı. Levent’te bir AVM’nin sinema salonunda “Bir Adam Yaratmak” filminin ön izlemesi gerçekleşti. Ön izlemeye Yönetmen Murat Çeri, Film uygulayıcı yapımcısı Nihat Sönmez ve basın mensupları katıldı. Filmin oyuncu kadrosunda Engin Altan Düzyatan, Altan Erkekli, Deniz Barut, İsmail Hakkı, Hakan Meriçliler, Serpil Tamur, Gülper Özdemir yer aldı. Öte yandan zorlu bir eser olan ’Ölüm Korkusu’ adlı oyununu tamamlayan ünlü tiyatro yazarı Hüsrev’in hikayesi anlatılmaktadır. Hüsrev, yazdığı trajedideki olayların kendi hayatına yansıması ve istemeden işlediği bir cinayetin ardından gerçek ile kurgu arasındaki sınırın silinmesiyle büyük bir ruhsal çöküş yaşar. Ölüm, suçluluk ve varoluş sancıları, onu babasının da sonu olan bir incir ağacının gölgesine sürükler.
Yönetmen Murat Çeri, “Her insanın yönetmenin hayatında belli kitaplar önceliklidir. ’Bir Adam Yaratmak’ da benim için bu öncelik sırasında önde olan kitaplardandı. O yüzden hayalini kurduğun bir şeyi gerçekleştirmek her şeyden önce insana bir mutluluk veriyor. ’Bir Adam Yaratmak’ hayalini kurduğum bir eserdi, onu gerçekleştirmiş olduk. Artık edebi eserler eskisi kadar uyarlanmıyor. Necip Fazıl’ın bu eseri 90 yıl sonra sinemaya uyarlandı. Türk edebiyatının çok güzide eserleri var ama bunları sinemaya uyarlamak ya zor olduğundan ya da telif meselesi sıkıntılı olduğundan teşebbüs edilemiyor. Biz buna teşebbüs ettik. Telifinin alınması ayrı zordu, sinema haline getirmek ise ayrı zordu. Oyuncuları buna ikna etmek ve o oyuncuların nasıl oynayacağına dair bir ortak karar oluşturmak da zor oldu. Neticesinde eseri istediğimiz gibi gerçekleştirmiş olduk” dedi.

“Bu film sayesinde belki insanlar Necip Fazıl’ın bir eserinden haberdar olmuş olacak”
Eskisi kadar kitap okunmadığını belirten Çeri, “O yüzden bu kitaplardan ve bu yazarlardan haberdar olunsun diye bu eserlerin sinema diliyle, görüntüyle hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu film sayesinde belki insanlar Necip Fazıl’ın bir eserinden haberdar olmuş olacak ve Necip Fazıl kitaplarını okuyacak. Bu diğer yazarlar için de geçerli. Çağımız kitap okuyan bir neslin çağı değil, sosyal medya çağı ya da anlık hazların çağı. O yüzden zor olan şey kitap okumak. Sinemayla bunu bir nebze tanıştırdığımız zaman kitaba rağbet artabilir. Film süreci oyuncular için kolay geçti. ‘Bir Adam Yaratmak’ konservatuvarlı oyuncular için bilinen bir eser. Bilinen bir eser üzerinden insanları anlatma çabasına girmiyorsunuz. Kolay bir şekilde onlarla anlaşabiliyorsunuz. Biz de istediğimiz oyuncularla çalıştık. Sinema, edebiyat geleneği olan yerlerde daha çok rağbet görür. Bunlar İran Rusya gibi edebiyat geleneğinin yoğun olduğu ülkeler olabilir. Biz de dünya prömiyerimizi Fecr Uluslararası Film Festivali’nde yaptık. Düşünen, okuyan, fikreden, bir şeyleri mesele eden herkes eninde sonunda ‘Bir Adam Yaratmak’la tanışacaktır. Önce kitabıyla sonra da filmiyle. O yüzden herkes geç kalmadan okumalı ya da izlemeli diyorum” diye konuştu.

“Arşivlik bir iş oldu”
Uygulayıcı Yapımcı Nihat Sönmez, “Murat Çeri hocamız bana ilk senaryoyu gönderdiğinde ve okuduğumda bayağı etkilenmiştim. Karakterin acısını derinden hissetmiştim ve bu projede olmayı çok istiyordum. Murat Çeri hocamızın ilk filminin de ben uygulayıcı yapımcılığını yaptığım için ortak müşterekte buluştuk ve projeyi aldık. Film, normalde sanat filmi, arthouse bir film; Necip Fazıl gibi büyük bir üstadın elinden çıkmış kıymetli bir eser olduğu için yönetmenimizle arşivlik bir film yapmayı düşündük ve başardık. Gerek yönetmenlik, gerek senarize etmek, gerek eserin ağırlığı, oyunculuklarla beraber yapım tasarım, prodüksiyon, dizayn, tüm ekip el birliğiyle kolektif bir iş yaptı. Filmin değerini gişe olarak, getiri olarak görmüyorum; filmin ömrünün klasikleşmesini ve arşivlere ulaşmasını benimsiyorum. Buna mukabil biz arşivlik bir iş yaptığımızı, başarılı bir iş yaptığımızı, Necip Fazıl Kısakürek gibi büyük bir üstada layık bir iş yaptığımızı düşünüyorum” dedi.

“Eser piyesten sinematografiye bence başarıyla evrildi”
Eserin dramaturjisiyle ve olay örgüsüyle, sinematografiye evrilmesi zor bir eser olduğunu vurgulayan Sönmez, “Rönesans tabloları ve klasik tablolar ile sahneleri canlandırdık. Ondan sonra filmi biraz daha klostrofobik olmasın diye dışa taşıdık, sahil kenarlarını kullandık, rıhtımlar kullandık. Eser piyesten sinematografiye bence başarıyla evrildi” ifadelerini kullandı.

Exit mobile version