Saadet Partisi Geleneksel İstanbul İftarı genel başkanları aynı sofrada buluşturdu: Hak ve adalet temelinde bir arada yaşama zeminini oluşturmak istiyoruz. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, İstanbul İl Başkanlığı ev sahipliğinde düzenlenen Adalet Sofraları İftar Programı’nda konuştu.
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı tarafından “Adalet Sofraları” temasıyla düzenlenen “Geleneksel İstanbul İl İftarı” programı, Türkiye siyasetinin farklı kutuplarını aynı sofrada buluşturdu. İktidar ve muhalefet temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen buluşma, Ramazan ayının birleştirici ikliminde dikkat çeken bir tablo ortaya koydu.
Programa, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Aslan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Tuğrul Yalçınkaya ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik katıldı.
Ayrıca farklı siyasi partilerden çok sayıda yönetici, sivil toplum temsilcisi, gazeteci ve vatandaş da programda yer aldı.
İftar programına 4 bin kişinin katıldığı öğrenildi.Mahmut Arıkan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar:

“RAMAZAN SADECE AÇ KALMAYI DEĞİL, AÇ BIRAKMAMAYI DA ÖĞRETİR”
“Mübarek Ramazan ayının tüm yeryüzünde kurtuluşa ve arınmaya vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Bu iftar vaktinde bizlerin bu güzel sofrada buluşmasını sağlayan İstanbul İl Başkanlığımıza cani yürekten teşekkür ediyorum. Bu güzel daveti geri çevirmeyip, kıymetli zamanlarını bize ayıran, nezaket gösteren tüm konuklarımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Değerli misafirler, orucun, Kur’an’ın, terbiyenin ötekini gözetmeyenin ayı olan Ramazan ayındayız. Hatırlayacaksınız, bundan 5-6 yıl önce Ramazan ayı yaz aylarına denk geliyordu. Hepimizin malumu, yaz sonunda güz mevsiminin başlamasıyla beraber yağmurlar yağmaya başlar, topraklarımız tozdan, kirden aranır. O yağmurların, o toprağın mis gibi kokusunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bir görüşe göre ramazan bu anlama gelen ramda kelimesinden türetilmiştir. Yani o yağmurlar nasıl yeryüzünü topraklarımızı temizliyorsa ramazanda bizleri o şekilde ferahlatan arındıran bir aydır. Ramazan ayı aynı zamanda bizler için bir okuldur. Pek çok şey öğretir. Buluşmayı, dayanışmayı, paylaşmayı, empatiyi öğretir. Ama bana soracak olursanız, tüm bunların yanı sıra Ramazan sadece aç kalmayı değil, aç bırakmamayı da öğretir.”
“ÇÜNKÜ BU SOFRALARDA KİMLİKLER DEĞİL, İNSANLAR BİZİM MİSAFİRİMİZDİR”
“Biz bu Ramazan’ı takip etmekte zorlandığımız, çok sıkıldığımız gündemleri konuşmak yerine iyilikleri ve güzellikleri çoğaltmak için, dayanışma ve kardeşliği büyütmek için bir fırsata çevirmek istiyoruz. Bu sebeple bu sene Saadet Partisi olarak Türkiye’nin dört bir yanında adalet sofralarını kuruyoruz. Aziz milletimizle bu sofralarda buluşuyoruz. Bugün bizleri kırmayarak adalet soframıza teşrif ettiğiniz için tüm misafirlerimize bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki geldiniz. İyi ki sofralarımızı şenlendirdiniz. Bu sofralar Türkiye’nin dört bir tarafında rengi, ırkı, dili, dini, inancı ne olursa olsun tüm kardeşlerimize açık olan sofralardır. Çünkü bu sofralarda kimlikler değil, insanlar bizim misafirimizdir. Bu sofralarda diğergamlık olacak, merhamet olacak. Bizim için adalet, adliye koridorlarından, mahkeme salonlarından önce sofralarda başlayacaktır.”
“SELAMIN VE SOFRANIN YERİNİ HİÇBİR KAĞIT PARÇASI TUTAMAZ”
“Medine şehri, hicretin şehri. Medine, Mekke’den yola çıkan kutlu elçiyi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i bekliyor. Evsu Hazret kabileleri uzun yıllar aralarında savaşlar olmuş. Arap kabilelerinin arasındaki husumetler halen devam ediyor. Birçok Medine’de birçok farklı inanca mensup insanlar yaşıyor. Medine şehrinin taşına, toprağına güvensizlik sinmiş. Sokaklarda düşmanlık, kin, nefret kol geziyor. Medine’de hal böyleyken şehre Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem teşrif ediyor. Kimileri evlerinin damlarında çıkıyor, kimileri yollara dökülüyor, her biri kutlu misafiri karşılayabilmek için can atıyor. Herkesin merak dolu bakışları arasında şehre giren peygamber efendimiz kendisini bekleyen heyecanlı kalabalığa ilk sözü ne olmuş biliyor musunuz değerli misafirler? Lütfen buraya dikkat buyurun. Peygamber efendimizin ilk sözü, ben peygamberim Cebrail’i gördüm, olmamış. Ne olmuş? Efendimiz, Müslüman ya da değil, farklı inançlara sahip tüm medinelere seslenmiş ve şöyle demiş. Ey insanlar, selamı aranızda yaygınlaştırın, birbirinize yemek ikram edin. İşte toplumsal barışın ve güvenişin güvenilir anahtarı budur arkadaşlar. Selamın ve sofranın yerini hiçbir kağıt parçası tutamaz. Tabii bunu hiç şüphesiz samimiyetle yapmalı, gayretli olmalı, heyecanlı olmalıyız.
“BİZİM GAYRETİMİZ SELAMI ARAMIZDA YAYGINLAŞTIRMA GAYRETİDİR”
“Bizim gayretimiz siyasette, ekonomide, ailede, kamuda, sokakta adaletin yeniden tesis edilme gayretidir. Biz Saadet Partisi olarak kutuplaşmayı ve kavgayı büyütmek için değil, kucaklaşmak için kalpten kalbe, gönülden gönüle yeni bir yol inşa etmek istiyoruz. Ayrıştırmayı derinleştirmek için değil, hak ve adalet temelinde bir arada yaşamanın zemini oluşturmak istiyoruz. Bu sebeple işe adaletle başladık, bu sofralarımıza adalet adını verdik. Biz inanıyoruz ki herkes için adalet ve herkes için onurlu bir yaşam mümkündür. Yeter ki hakkı esas almayı becerebilelim. Biz bu yolu seçiyoruz. Biz bu yolda yürümeye kararlıyız. Saadet Partimizin temel misyonu tüm yeryüzünde adalet ve barıştır. Ve tüm insanlığa çağrımız şudur. Geliniz hep birlikte hak ve adalet ekseninde yeni bir dünyayı kurabilmek için hep beraber çalışalım. Ben burada sözlerimi sonlandırıyorum. Bu güzel sofraya davetimizi kırmayarak katılım gösteren tüm misafirlerimize genel başkanlarımıza, genel başkan vekilimize, büyükşehir belediye başkan vekilimize, gazetecilerimize, değerli misafirlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. Hepinize Allah’a emanet ediyorum. Ramazanınız mübarek olsun.”

ÖZGÜR ÖZEL: ÜLKENİN MENFAATLERİ ÇERÇEVESİNDE BİR ARAYA GELMİŞTİK
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da Saadet Partisi’nin Geleneksel İftar Programına katıldı. Burada konuşan Özel, “Çok değerli Genel Başkanlarım, siyasi partilerin çok değerli yöneticileri, mensupları, Saadet Partisi’nin çok kıymetli teşkilatı, hepinizi şahsım veA Cumhuriyet Halk Partisi adına saygıyla selamlıyorum. 11 aydır özlenen, iki aydır yolu gözlenen, üç gündür idrak ettiğimiz mübarek Ramazan’ın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bayrama hep birlikte sağlık içinde kavuşmayı temenni ediyorum” dedi.
Özel şöyle devam etti:
“Bugün biraz önce Sayın Genel Başkanların, Sayın Genel Başkanvekilimizin ifade ettiği gibi çok kıymetli bir sofranın etrafında 20 yılı aşan bir geleneksel iftar sofrasının etrafında bizi bir araya getiren Saadet Partisi’nin Sayın Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın şahsında tüm teşkilatını saygıyla selamlıyorum. Bu masaya baktığımızda, masanın etrafındaki herkesin kiminin evladı, kimi Milli Görüş hareketinde halen daha siyaset yapanlar, kimi geçmiş dönemlerde kendileriyle yolu kesişmiş olan, şimdi başka siyasi partilerde bulunan herkesin rahmetli Necmettin Erbakan’ın onlar açısından bir ortak nokta olduğunu gördüm. Cumhuriyet Halk Partisi olarak da biz de Türkiye’nin bugünlerde de çok vurgulanan, bugün de çok vurgulandığı gibi farklı siyasi görüşler olsa da onların; ülkenin birliği, beraberliği, menfaatleri çerçevesinde bir araya gelmesine, siyasi tarihimizdeki en önemli, en güçlü ve sonuç almış bir örnek olarak Necmettin Erbakan’la 1974 yılında rahmetli Bülent Ecevit‘in koalisyon hükümetlerini hatırlatmak istedim. O tarihlerde Kıbrısımız mezalim altındayken ve tüm dünya tarafından Kıbrıs’ta yapılacak bir harekat görülmedik tehditlerle engellenmeye çalışılırken, orada Cumhuriyet Halk Partisi ve bugünkü Saadet Partisi’nin o günkü Milli Selamet Partisi rahmetli Erbakan’ın, fevkalade kıymetli bir birlikteliği ve kararlılığı göstermişlerdi. Yine aynı dönemde Filistin’le dayanışma noktasında da hep birlikte olmuş, birbirimizden geri kalmamıştık.”
“HİÇBİR MÜSLÜMAN ÜLKE O KURULDA YER ALMAMALIDIR”
“Biraz önce vurgulandığı gibi 71 binin üzerinde çoğu kadın ve çocuk olan Filistinlilerin katledildiği böyle bir süreçte bizlerin hep birlikte davranması son derece önemlidir. Filistin’e bakınca, Gazze’ye bakınca ‘Orayı beğendim, orada Filistinlerin işi yok. Onları etraftaki Müslüman ülkelere yollayacağız. Oraya otel oteller yapacağız, casinolar yapacağız, önündeki hidrokarbonlar değerli, orayı istiyorum’ diyen Trump’ın adına Barış Kurulu dediği bir kurulla sanki Filistin’e barış getirecekmiş gibi attığı adıma mesafeli ve endişeyle yaklaşmıştık. O kurula davet edilen ülkelerden çok sayıda ülkenin Filistin’e barış getirecek kurula katılmaması, ‘Filistin’in kararını Filistinliler verir’ demesi kıymetliydi. Türkiye Cumhuriyeti’nin adında barış olduğu için katılacağını beyan ettiği bu kurula, toplantısından iki gün önce Netanyahu’nun görüşmeler yapıp İsrail’i de dahil etmesinden sonra hiçbir Müslüman ülkenin Filistin’in bulunmadığı ve İsrail’in bulunduğu bu Barış Kurulu’nda yer almaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konudaki samimi beklentimizi bu mübarek Ramazan akşamında bir kez daha ifade ediyorum.”
“ORTAKLAŞMA ÜMİDİNİ ÇOK KIYMETLİ BULUYORUM”
“Ayrıca Saadet Partisi’nin bu güzel Ramazan sofrasına, bu geleneksel iftarlarına ‘Adalet Sofraları’ ismini vermesini son derece isabetli ve kıymetli bulduğumu ifade etmek isterim. Bugün ülkemizdeki herkesin temel beklentisi adalettir. Mahkemelerde adalet istiyoruz. Sosyal yaşamda adalet istiyoruz. Özellikle gelirde, gelirin paylaşımında adalet istiyoruz. Kısacık aç kaldığımız, yemek yemediğimiz, su içmediğimiz bu saatlerden sonra iftar sofrasında yemeğe, suya kavuştuğumuzda kavuşamayanların, açlık ve yokluk çekenlerin halinden anlamak dinimizin bizlere en önemli ibadetlerden biri olarak işaret ettiği orucun önemini ifade etmekte. Ama her birimize de açın halinden anlamak için, bu büyük gelir adaletsizliklerini ortadan kaldırmak için önemli görevler yüklemektedir. Bunun için Saadet Partisi’nin geçmişten bugüne adil bir düzen işleyen yaklaşımıyla, partimizin ve benzer düşünen bütün partilerin toplumdaki haksızlıkları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri kaldırma noktasında atılacak adımlarda ortaklaşma ümidini çok kıymetli buluyorum. Bundan sonraki Ramazanlarda hep birlikte daha çok kazandığımız, adil bir vergi düzeniyle çok daha doğru bir şekilde devletimizin gelirlerini artırdığımız, adil bir paylaşımla yoksulumuzun, açımızın kalmadığı bir Türkiye’ye ulaşmak hepimizin ümididir; siyaset yapan her birimizin de en önemli görevidir. Böylesi bir akşamda bize adaleti hatırlatan, Gazze’yi hatırlatan, Filistin’i hatırlatan, Türkiye siyasetine birlik ve beraberlik halinde bir masa etrafında farklı görüşlerin toplanmasının kıymetini hatırlatan Saadet Partisi’ne ve Genel Başkanı Mahmut Arıkan’a bir kez daha hürmetlerimi, saygılarımı iletiyor; her birinizi saygı ile selamlıyorum.”

MUSTAFA ELİTAŞ: ÜLKENİN ARTIK BARIŞ İÇİNDE YAŞAYABİLMESİNİN ÖN ADIMLARINI AÇACAĞIZ
AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş da iftar programı dolayısıyla Saadet Partisi teşkilatına teşekkür etti.
Konuşmasında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Elitaş, Türkiye’nin bulunduğu bölgenin uzun yıllardır karmaşaların, fitnenin ve fesadın bir coğrafyası olduğunu kaydetti.
Elitaş, “Terörsüz Türkiye” sürecine ve siyasi partilerin temsilcilerinden oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapora değinerek, “Bu ülkeyi zor durumda bırakan terör örgütünün kendisini feshetmesiyle 40 yıldır terörle mücadele eden bu ülkenin artık barış içinde yaşayabilmesinin ön adımlarını açacağız demektir.” ifadesini kullandı.

FATİH ERBAKAN: GAZZE, BAĞIMSIZ BİR FİLİSTİN DEVLETİ İÇİN DİRENENLERİNDİR
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ise böyle bir dostluk iftarında buluşmalarına vesile oldukları için Saadet Partisi teşkilatına teşekkür etti.
Eski başbakanlardan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ölüm yıl dönümüne kısa süre kaldığını anımsatan Erbakan, onun milletin ve Milli Görüş camiasının ortak değeri olduğunu, kendisini rahmetle andığını ifade etti.

ALİ BABACAN: GAZZE, GAZZELİLERİNDİR
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da Gazze’de yaşananlara dikkati çekerek, masum sivillerin ağır bedeller ödemeye devam ettiğini söyledi.
Annelerin evlatsız, evlatların annesiz kaldığını, şehirlerin yıkıldığını, hastanelerin hedef alındığını anlatan Babacan, 70 binden fazla insanın canından olduğunu belirterek, “Kim ne derse desin bizim duruşumuz net: 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti kurulmadan kalıcı barıştan söz etmek mümkün olmayacak. Bir kez daha altını çizmek zorundayız; Gazze, Gazzelilerindir. Gazze, bağımsız bir Filistin Devleti için direnenlerindir. Gazze, saldırılara, tehditlere, tacizlere, üzerlerine yağan bombalara rağmen topraklarını terk etmeyen Filistinli kardeşlerimizindir.” diye konuştu.

AHMET DAVUTOĞLU: ÇOKTANDIR ÖZLEDİĞİMİZ TABLOYDU
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise çoktandır özledikleri tablonun bugün bu masada Türk milletinin önüne sunulduğunu ve bu tabloya ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Geçen bir yılda Gazze’deki soykırımın tırmandığına işaret eden Davutoğlu, ateşkesten sonra da yüzlerce kişinin şehit olduğunu, binlerce kişinin yaralandığını kaydetti.

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Tuğrul Yalçınkaya ise şunları söyledi:
“Ramazan ayı; paylaşmanın, sabrın, merhametin ve dayanışmanın ayıdır. Aynı zamanda Ramazan; kalplerin birbirine yaklaştığı, kırgınlıkların onarıldığı, gönül köprülerinin yeniden kurulduğu müstesna bir zaman dilimidir. Ramazan bizlere yalnızca aç kalmayı değil, başkasının halini anlamayı da öğretir. Ramazan bizlere sadece ibadeti değil, ahlâkı ve adaleti de hatırlatır. Bugün burada farklı siyasi partilerin genel başkanları aynı sofrada buluşuyorsa, bu sadece bir protokol fotoğrafı değildir. Bu; milletimizin ihtiyaç duyduğu bir olgunluğun, bir medeniyet ahlâkının göstergesidir. Farklı düşüncelere sahip olsak da aynı sofrada oturabiliyor, aynı ekmeği bölüşebiliyor ve aynı dualara “amin” diyebiliyorsak; işte bu tablo, bu ülkenin en büyük gücüdür. Bizler inanıyoruz ki bu toprakların mayası kardeşliktir. Asırlardır bizi ayakta tutan; inancımız, kültürümüz ve birlikte yaşama irademizdir. Ramazan ayı bizlere, ayrıştıran değil birleştiren; ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayışla hareket etmemiz gerektiğini güçlü bir şekilde hatırlatmaktadır. Bugün burada sergilenen bu birliktelik, topluma da çok kıymetli bir mesaj vermektedir. Milletimizin içinde bulunduğu bu zor zamanlarda, en çok ihtiyaç duyduğu şey; gerginlik değil sağduyu, kavga değil diyalog, ayrılık değil birliktir. Bu iftar sofraları da işte tam olarak bu ruhun yeşerdiği mekânlardır. Ramazan; bizlere sadece kendini değil, başkalarını da düşünmeyi öğretir. Komşusunu gözetmeyen bir tokun, gerçek anlamda doymuş sayılmayacağını hatırlatır. Aynı zamanda adaletin, paylaşmanın ve vicdanın hâkim olmadığı bir toplumsal ve kamu düzenin sürdürülebilir olmadığını bizlere tekrar tekrar gösterir. Dolayısıyla her birimiz, hem bireyler hem de yöneticiler olarak daha fazla sorumluluk almak zorunda olduğumuz bir dönemin içindeyiz. Bugün burada bulunmamız, hep birlikte bu sorumluluğun farkında olduğumuzun da önemli bir göstergesidir. Farklı görüşlere rağmen bir araya gelebilmek, konuşabilmek ve aynı sofrayı paylaşabilmek; milletimize umut veren çok kıymetli bir tablodur. Bu tablonun zeminini biz, içerisindeki bu güzel görüntüyü davetimize katılarak sizler oluşturdunuz.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan, “Eğer gerçekten iyi bir hayat sürmek istiyorsak önce adaletli olmak zorundayız. Güzel bir gelecek düşlüyorsak o adalet için omuz omuza yılmadan mücadele etmek zorundayız. Tüm mazlumlar için ses çıkarmalıyız. Yanı başımızda Gazze’de evlatlar açken, masumlar can verirken bizim susmamız olmazdı. Bunun için haksız ve hukuksuz biçimde Silivri’de tutulan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu önderliğinde Gazze’nin çığlığına asla kulaklarımızı kapatmadık. Gazze’yi kardeş şehir ilan ettik, yardım tırlarımızı dualarla Türk Kızılayına emanet ettik.” dedi.
Kaynak; milligazete.com.tr




