Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin yargılanan sanıklardan, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal’ın oğlu İsmail Oransal savunmasını yaptı. Şirketteki yönetim pozisyonunun sadece kağıt üzerinde olduğunu ve asıl yöneticinin babası olduğunu savunan Oransal, “Kaçtığımızı, hazırlık yaptığımızı medyadan öğrendik. Dayım ile 8 aydır konuşmuyoruz. Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünüdür” dedi. Müşteki avukatının “Ölenlerin isimlerini öğrendiniz mi” sorusuna sanık, “Televizyonda gördüğüm kadar” yanıtını verdi. Bunun üzerine hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir’in babası ise “Kızım bağıra bağıra can verdi. Malın batsın” diyerek tepki gösterdi.
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde yapılan duruşmada ilk savunması alınan tutuklu sanıklardan Ravive Kozmetik’in resmi yetkilisi İsmail Oransal, hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dileyerek, şirketteki yönetim pozisyonunun sadece kağıt üzerinde olduğunu savundu.
Radyo, sinema ve televizyon bölümü mezunu olduğunu belirten Oransal, şirket yapılanmasına ilişkin şunları anlattı:
“2014 yılında babam ile annem boşandı. Biz bu süreçte annem ile kalmayı tercih ettik ve kozmetik işi ile uğraştık. Babam borçları olduğunu, bu borçları ödeyebilmek için üretim yeri açmak istediğini söyleyerek borç istedi ve bizim üzerimize şirket kurdurttu. Oraya gitmişliğim yoktur. Sadece 6 ayda 3 kez babamı ziyarete gittik. Bu sebeple orayı yönetmem mümkün değildir. Fabrikadan maddi kazanç elde etmedim. Abimle 2 marka yönetmekteyiz. Shauran parfüm dünya markasıdır. Bunun üretimini Fransa’da yapmaktayız. Diğeri ise krem satışı. Kremler Ravive’de üretiliyor. Sadece yılda 4, 5 kez babamın yanına Ravive’ye gitmişimdir. Çalışanların hiçbiri ben ve abimden emir almamışlardır. Biz yurt dışında fuarlara katılır, kendi markamızın ürünlerinin satışını yapardık.”
Söz konusu fabrikanın 2021 yılında açıldığını söyleyen Oransal, “Sadece kağıt üzerinde üzerimizdeydi. İşin yürütülmesiyle ilgili süreçlerle babam ilgileniyordu. Ravive üzerinden kendi markamızı satıyorduk” dedi.
“Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünüdür”
Olay günü yaşananlara da değinen sanık Oransal, kaçma hazırlığı yaptıkları yönündeki iddiaları reddetti. Yangını babasının telefonuyla öğrendiğini ifade eden Oransal, “Kaçtığımızı, hazırlık yaptığımızı medyadan öğrendik. Olay günü babam aradı ve patlamanın olduğunu söyledi. Dilovası’na doğru yola çıktım. Abime de bilgi verdim. Birol’u da aradım, bilgi aldım. Avukatım, oraya gittiğimde can güvenliğimin olmadığını söyledi. Bilgisayarımı Gökberk’ten istedim. Ondan aldım, abimi de aldım ve yola çıktım. Ali Osman A.’nın fabrikasına gittik. Bugüne kadar hiçbir suç kaydım yok. Kaçma niyetim de yok. Babam kalp krizinden vefat etti. Acının ne demek olduğunu biliyorum. Ben de suçluların bulunmasını istiyorum. Gökberk’ten bilgisayarımı aldım, ağabeyimi de alarak dayım olan sanık Ali Osman A.’nın Tekirdağ’daki fabrikasına gittik. Ali Osman A. bize, fabrikaya gitmememizi ve Onay Y.’nin bizi eve götüreceğini söyledi. Ayarlanan o eve gittik. Dayım ile 8 aydır konuşmuyoruz. Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünüdür. İstesem çok rahat gidebildirdim, bunu yapardım çünkü sorumluluğum olmadığını düşünüyorum” şeklinde savunma yaptı.
HTS kayıtları, yeşil pasaport ve sigortasız işçi iddialarına yanıt
Savunmasının ardından mahkeme heyetinin ve avukatların sorularını yanıtlayan Oransal, iddianamede yer alan “olay günü ve sonrasında yapılan yoğun telefon trafiği, para transferleri, çek tahsili talimatları ve uzun süre haber alınamaması durumunda ticari evrakların kime teslim edileceği” yönündeki HTS kayıtları ve mesajlara ilişkin, “Çek ile ilgili o mesajları ben atmadım. Şirketin yönetimini ve denetimini tamamen babama devretmiştik” yanıtını verdi. Oransal’ın bu sözlerine salondaki müştekiler “yalan söylüyor” diyerek tepki gösterdi.
“Kimin sigortasız çalıştırıldığını ben değil, babam bilirdi”
Sanık Oransal, fabrikadaki “14 sigortasız işçi” ile “itfaiye ve iş güvenliği raporlarına” ilişkin sorular üzerine ise şu ifadeleri kullandı:
“Kimin sigortasız çalıştırıldığını ben değil, babam bilirdi. İtfaiye raporu veya iş güvenliğinden de haberim yok, çünkü orası babamın iş yeriydi. E-ticaret uzmanı olarak kendimi tanıtabilirim. Son 2 ayda çok krem satışımız vardı. Ravive’nin 100 binin üzerinde takipçisi vardı. Bu sebeple Ravive’yi bırakıp başka bir şirket açmadım, çok takipçisi olması sebebiyle. Hayatım boyunca üretim tecrübem olmadı, ben e-ticaret ile uğraşıyordum. Yakalandığımda yanımda yeşil pasaportumun bulunması tamamen işim gereğiydi. Haberi aldığımda evden eşofmanla çıkmıştım.”
“Kızım bağıra bağıra can verdi. Malın batsın”
Müşteki avukatının “Ölenlerin isimlerini öğrendiniz mi” sorusuna sanık, “Televizyonda gördüğüm kadar” yanıtını verdi. Bunun üzerine hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir’in babası ise “Kızım bağıra bağıra can verdi. Malın batsın” diyerek tepki gösterdi.
Müşteki: “Emir veriyordu çalışanlara”
Sanığın savunmalarının ardından müşteki Emine Bulut da söz aldı. Bulut, “Songül Yılmaz’ın kardeşiyim. Ben de orada çalıştım. İsmail kendisi bize makineyi getirdi 2023 yılında. Emir veriyordu çalışanlara. İsmail, 1 ay boyunca krem dolumu yapılırken oradaydı” dedi. Sanık Oransal, Bulut’un bu söylemlerini kabul etmedi.
Duruşma ertelendi
Çalışanlardan Gülhan Bendi ise, “Maaşımı istedim. Gülerek ’babam ne zaman isterse o zaman verir’ demişti. Olaydan 2 gün önce oldu” diye konuştu. Sanık da, “Ödeme işlerine karışmam” yanıtını verdi. Sanık İsmail Oransal’ın savunmasının ardından duruşma yarın 10.00’a ertelendi.
Ne olmuştu?
Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti.
Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti.
İstenen cezalar
İddianamede; kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile abisi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti.
İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.’nin ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapsi istenmişti.
