BİR YIL ÖNCE ÇAY TV’DEN HAYKIRMIŞTIK

BİR YIL ÖNCE ÇAY TV’DEN HAYKIRMIŞTIK

Tarih 6 Şubat 2023…
Bu tarih, milletimizin hafızasına sadece büyük bir acı olarak değil, aynı zamanda birlik, dayanışma ve yeniden ayağa kalkma iradesi olarak kazınmıştır. Kahramanmaraş merkezli depremlerle 11 ilimiz ağır bir yıkım yaşadı; on binlerce canımızı kaybettik, şehirlerimiz adeta yerle bir oldu. Ancak bu büyük felaket, aynı zamanda devletin kurumsal gücünü, milletin dirayetini ve dayanışma ruhunu hem ülkemize hem de dünyaya açıkça göstermiştir.

Depremin ilk anlarından itibaren devlet, tüm imkanlarını seferber ederek sahaya inmiştir. Arama kurtarma faaliyetleri, sağlık hizmetleri, barınma çözümleri ve lojistik destekler eş zamanlı ve koordineli bir şekilde yürütülmüştür. AFAD koordinasyonunda gerçekleştirilen çalışmalar, modern afet yönetimi açısından dünyanın en kapsamlı müdahaleleri arasında yer almıştır. Kısa süre içinde 11 ilde kurulan konteyner kentler, geçici barınma alanları, sahra hastaneleri, mobil sağlık üniteleri ve eğitim merkezleri; devletin kriz anlarında ortaya koyduğu organizasyon kabiliyetinin açık bir göstergesi olmuştur.

Bugün gelinen noktada ise deprem bölgesinde yürütülen kalıcı konut projeleri, altyapı yatırımları ve şehirlerin yeniden inşası, yalnızca fiziki bir toparlanmayı değil; aynı zamanda sosyal, ekonomik ve psikolojik bir iyileşme sürecini de ifade etmektedir. Yeni yaşam alanlarıyla birlikte okullar, hastaneler, yollar ve sosyal donatılar yeniden inşa edilmekte; vatandaşın hayatını normalleştirecek adımlar kararlılıkla atılmaktadır. Devlet, vatandaşını enkaz altında bırakmadığı gibi, geleceğe de sahipsiz bırakmamıştır.

Milletimiz de bu süreçte her zaman olduğu gibi devletinin yanında yer almıştır. Türkiye’nin dört bir yanından gönderilen yardımlar, bölgeye gönüllü olarak koşan binlerce insan, gece gündüz demeden çalışan sivil toplum kuruluşları; bu toprakların en güçlü sigortasının kardeşlik, merhamet ve birlik ruhu olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Acı ortak olunca hafiflemiş, umut paylaşıldıkça çoğalmıştır.

Ancak bu büyük süreci sadece yaşamak yeterli değildir. Asıl sorumluluk, doğru okumak, dersler çıkarmak ve geleceğe yönelik kalıcı çözümler üretmektir. İşte tam da bu noktada, Çay TV ekranlarında Sayın Halil İbrahim Külünkoğlu ile birlikte gerçekleştirdiğimiz deprem programı, önemli bir kamu görevi üstlenmiştir. Programımızda deprem gerçeğini, sahada yapılan çalışmaları, devletin 11 ilde ortaya koyduğu üstün çabayı ve bundan sonra atılması gereken adımları tüm yönleriyle ele aldık. Amacımız yalnızca yaşananları anlatmak değil; toplumda farkındalık oluşturmak ve çözüm yollarını güçlü bir şekilde gündemde tutmaktı.

Nitekim 6 Şubat depreminden yaklaşık bir yıl önce Çay TV’de gerçekleştirdiğimiz bu programda özellikle altını çizdiğimiz temel bir gerçek vardı:
Deprem konusu, sadece felaket yaşandığında hatırlanan geçici bir gündem olmaktan çıkarılmalıdır. Sürekli konuşulmalı, tartışılmalı, bilimsel veriler ışığında ele alınmalı ve kurumsal çözümler üretilmelidir. Medyanın görevi yalnızca acıyı göstermek değil; aynı zamanda çözüm yollarını, alınması gereken tedbirleri ve toplumsal sorumluluğu da canlı tutmaktır.

Bu vesileyle çağrımızı bir kez daha güçlü şekilde yineliyoruz:
Türkiye’nin artık Deprem Bakanlığına ihtiyacı vardır. Depremle mücadele; farklı kurumlar arasında dağılmış, zaman zaman yetki karmaşasına yol açan bir yapıdan çıkarılmalı; tek merkezden, bilimsel, planlı ve kararlı bir şekilde yönetilmelidir. Şehir planlaması, yapı denetimi, kentsel dönüşüm, afet eğitimi, risk analizi ve kriz yönetimi bu bakanlığın ana sorumluluk alanları arasında yer almalıdır. Bu mesele, günlük siyasetin değil; devlet aklının ve uzun vadeli planlamanın konusu olmalıdır.

Devletimiz son yıllarda deprem konusunda önemli adımlar atmıştır. Özellikle kentsel dönüşüm alanında ciddi irade ortaya konmuştur. Ancak uygulamada yaşanan bazı sorunlar da hepimizin malumudur. Kentsel dönüşüm sürecinde mülk sahipleriyle yaşanan problemler, sürecin önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiştir. Özellikle Hatay’da kentsel dönüşüme karşı çıkanların yaşadıkları acı tecrübeler ortadadır. Bir ada veya parselde, on hak sahibinden yalnızca bir kişinin “hayır” demesiyle yıllarca süren mahkeme süreçlerini hepimiz biliyoruz.

Burada unutmamamız gereken çok temel bir gerçek vardır:
Deprem insan hayatına kastetmez; ancak ihmal ve gecikme öldürür.
Ülkemiz bir deprem ülkesidir. Geçmişe dönüp baktığımızda, depremler nedeniyle defalarca canımızın yandığını, aynı acıları tekrar tekrar yaşadığımızı görüyoruz. Artık bu duruma “dur” demek zorundayız. Bir kişinin itirazıyla duran kentsel dönüşümler yerine, insan hayatını esas alan ve bir kişinin müracaatıyla dönüşümün başlayabildiği bir sistemin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, deprem için özel ve bağlayıcı kanunlar mutlaka çıkarılmalıdır. Bu kanunlar; ihmale, keyfiliğe ve rant anlayışına asla izin vermeyen, insan hayatını her şeyin üzerinde tutan güçlü bir hukuki zemin oluşturmalıdır. Depremle ilgili düzenlemeler, tavsiye niteliğinde değil; açık, net ve zorunlu hükümler içermelidir. Denetim mekanizmaları güçlü olmalı, sorumluluklar net bir şekilde tanımlanmalıdır.

6 Şubat bize çok şey öğretti.
Birlik olursak yaralarımızı sarabileceğimizi,
Devlet–millet el ele verdiğinde en büyük felaketlerin bile üstesinden gelinebileceğini gösterdi.

Şimdi görevimiz, bu acıyı unutmadan; aklı, bilimi ve sorumluluğu rehber edinerek geleceği inşa etmektir. Çay TV ekranlarından yükselttiğimiz bu çağrı, sadece bir televizyon programı ya da bir yayın değildir; gelecek nesillere karşı taşıdığımız vicdani bir sorumluluğun ifadesidir.

Kaybettiklerimizi rahmetle anıyor, bu milletin bir daha böyle acılar yaşamaması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini bir kez daha güçlü şekilde hatırlatıyorum.

 

Selam ve Dua İle…

7 Şubat 2026

 

 

Exit mobile version