Kanseri yendi, kendi hayatını yazıp oynadı

Kanseri yendi, kendi hayatını yazıp oynadı

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde yaşayan tiyatro eğitmeni Yeşim Aykut, meme ve tiroid kanseriyle savaşını tamamıyla gerçek kesitlerden oluşan “İçinden Geldiği Gibi Yaşa” adlı eserle sahneye taşıdı. Kahkaha ve gözyaşının iç içe geçtiği oyunu hem yazan hem de başrolünü üstlenen Aykut, sanatın iyileştirici gücüyle kanser hastalarına pes etmemeleri için umut aşılıyor.
Gölcük Belediyesi Şehir Tiyatrosu bünyesinde sahnelenen, iki çocuk annesi Yeşim Aykut’un yazıp yönettiği ve başrolünde yer aldığı oyunda; Erdem Aykut, Gizem Yavuz, Hakan Küçük, İrem Küçük ve Mesut Engin de rol alıyor. İlk perdesi komedi, ikinci perdesi ise dramatik unsurlar barındıran eser, izleyicilere duygu dolu anlar yaşatıyor.
Kanserle mücadelesini sanatın iyileştirici gücüyle harmanlayan Gölcük Belediyesi Şehit Tiyatrosu Sanat Yönetmeni Aykut, kendi hayatından kesitler sunduğu oyunla hastalara moral vermeyi hedefliyor.

“Tamamıyla yaşanmış öykülerden oluşan bir oyun”
Tiyatro eğitmeni, yazar ve oyuncu Yeşim Aykut, oyunun hem trajik hem de komik ögeler barındırdığını belirtti. Oyunun ortaya çıkış sürecini anlatan Aykut, “Yazmış olduğum oyunda yönetmenliğini yapıp, oyunu da sahneye koydum, oynuyorum. Hem trajik hem komedinin bulunduğu bir oyun. İlk perdede bolca güldüğümüz, ikinci perdede ara ara duygusallaştığımız bir oyun. İstedim ki özellikle kanserli hastalarımıza umut olsun, farklı bakış açısı olsun. O yüzden bu oyunu yazdım. Tamamıyla yaşanmış öykülerden oluşan bir oyundur. Kendi hayat hikayemin bulunduğu bir oyun. O yüzden birilerine dokunabilmek istedim” dedi.

“Oyunu yazmaya başladığımda meme kanseriydim”
Oyunu yazdığında meme kanseri olduğunu belirten Aykut, “Yaşanmış hızlı bir 5 yılım var hayatımda. Oyunu yazmaya başladığımda meme kanseriydim. O dönem kızım çok küçüktü; onun ve çevremdeki insanların desteğiyle bu süreci atlattım. Ardından annemi kanser yüzünden kaybettim. Ancak bu durum insanları karamsarlığa itmemeli. Hepimizin hayatta bir ölüm sebebi var, onunki kanser oldu ama bu hepimize savaşmak için bir umut ışığı olabilir. Daha sonra tiroid kanseri geçirdim. Tüm bu süreçlerin ardından bir oğlum oldu. O yüzden diyorum ki; insanlar asla umutsuz olmamalı, yarına her zaman umutla bakmalıyız” diye konuştu.

“Sanat beni hayata bağladı”
Eşiyle de sanat sayesinde tanıştığını ve oyunun yazım sürecinde en büyük destekçilerinden birinin eşi olduğunu dile getiren Aykut, sanatın insanı hayata bağlayan güçlü bir motivasyon kaynağı olduğuna dikkati çekti. Hastalık döneminde bile sanattan kopmadığını belirten Aykut, “Kanser olduğum dönemde Gölcük Belediyesi’nde çocuk oyunu sahneleniyordu. O zamanlar kızımla da müzikal yapmaya çalışıyordum çünkü bu beni dinç tutuyor, motive ediyor ve hayata tutunmamı sağlıyordu. İnsanlar karamsarlığa kapılmamalı. Anda kalmaya çalışalım, çevremizde bizi umutla baktıracak şeylere tutunalım ve bizi mutlu eden şeyleri yapalım. Hayat üç günlük, bugünümüzü dolu dolu yaşamalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

“Hem duygusal hem komik hem de düşündürücü”
Oyunda başrolün eşini canlandıran Hakan Küçük ise projede yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yaklaşık 3 yıldır bu oyunu sahnelediklerini aktaran Küçük, “Yeşim Hanım yaşanmış bu hikayede başrolün eşini iyi canlandırabileceğimi düşünerek beni bu role uygun gördü. Her seferinde büyük bir gururla oynuyorum. İzleyen herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği; kişinin günlük hayatında yaşadığı veya yaşayabileceği olayları anlatan bir eser. Hem duygusal hem komik hem de düşündürücü. Çok güzel şeyleri hak eden bu oyunun daha çok insana ulaşmasını umut ediyorum” ifadelerini kullandı.

Oyunun konusu
Yeşim Aykut’un kendi yaşam mücadelesinden izler taşıyan oyunun merkezinde, 35 yaşındaki Zeynep karakteri yer alıyor. Hayatı planlar ve emniyetli adımlar üzerine kurulu, düzen takıntılı ve anaç bir kadın olan Zeynep’in dünyası kanser teşhisiyle sarsılıyor. Hastalıkla mücadelesinde Zeynep’in en büyük dayanağı ise askeri bir disipline sahip olan ancak sevdiği kadının hastalığı karşısında çaresizlik yaşayan coşkulu ve sadık eşi Umut oluyor. Zeynep, bu zorlu süreçte anneliğin verdiği güçle küllerinden doğarak izleyiciye bir umut timsali olarak yansıyor.
Eserde ana hikayenin yanı sıra yan karakterlerin güçlü öyküleri de dikkati çekiyor. Toplumun “altın bilezik” olarak gördüğü mesleğini reddedip hayallerinin ve dansın peşinden giden 27 yaşındaki Pelin, aile baskısını ve “el alem ne der” duvarını yıkan özgür ruhlu bir kadın olarak sahneye çıkıyor.
Sevdiği kadın için her şeyi göze alan, aşkı ile vicdanı arasında savaşan, geçmişin izlerini silemeyen ayrıntıcı ve sempatik karakter Demir ile Umut’un kız kardeşi Aslı’nın hikayesi ise oyuna farklı bir boyut katıyor. Saf bir aşık olarak öne çıkan Aslı’nın, yıllar önceki platonik aşkı Demir’i tekrar görmesiyle oyundaki tüm dengeler değişiyor.

Exit mobile version