Bizler; İlk emri “Oku” diye başlayan kitabın muhatabı, kadîm tarihinde ilme ve bilgiye önem veren, ilim ve bilim adamlarını baş üstünde tutan bir millet olmakla beraber, savaş esirlerine faydalı bilgilerini sahabelerle paylaşma ve onlara okuma yazma öğretme karşılığında serbest kalacaklarını ifade buyuran kutlu Nebî’nin ümmetiyiz.
Başlıca ilim; Yüce Allah’ın Esma-i Hüsnâ’sından bir cüz olup “Yarattığı ve yaratacak olduğu her şey hakkında her türlü bilgiye sahip olan ve bu bilgilerin kendisinde cem olması için de hiçbir şeye muhtaç olmayandır”.
İnsanlık için ilim ise; Allah ile İnsan, Allah ile diğer varlıklar, İnsan ile İnsan ve İnsan ile diğer yaratılmış varlıklar arasındaki iletişim paradigmasını akla ve ahlaka uygun bir şekilde tanzim eden bilgiler manzûmesidir.
İlim, umûmî iken bilim husûsîdir.
İlim, ulaşılmak istenen hedef iken, bilim bu hedefe ulaştıran sağlıklı yolun kendisidir.
İlim sabit iken, bilim ise zaman ve zemin şartlarına göre değişkenlik gösterebilendir.
Her meselenin ilmî bir dayanağı ve kaynağı vardır fakat her sonucun bilimsel bir kanıtının olması gerektiğini ifade eden bilimsel bir veri tabanı yoktur.
Kutsal olan bilim değil ilimdir. Zira bilimin kaynağı ilimdir.
İlmin kendisi kaynak olduğu gibi bilim ise o kaynağı araştıran veya oluşturan doğru metodlar zinciridir.
İlim sözcüğünü sadece dînî mevzuat olarak bilmek ne ilmin ne de bilimin amacına uygun değildir.
İlim hem duygusal hem de akılcı verilerle hareket edip insanı ve diğer varlıkları ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alırken bilim ise genelde maddesel ve fiziksel verilerle hareket eder.
İlim ve bilim birbirinden ayrılması mümkün olmayan iki önemli usul ve esastır.
Tarihin hiçbir döneminde birbiriyle kavga içinde olmamıştır.
Günümüz materyalist Dünya’nın modernist insanları sözüm ona batı hayranlığı konusunda kantarın topuzunu kaçırınca neyi neden ve nasıl seveceğini veya nefret edeceğini kontrol edemeyip, bilimi ön plana çıkaracağım sevdasına bilimin amacı olan İlmin kaynağını adeta kurutma girdabına düşmüştür.
Dine ve din adamlarına olan nefret ve ön yargısı kişinin bilimi ve bilim adamlarını ilahlaştıracak seviyede gözünün kör olmasına ve haddi aşmasına sebep olabilir.
Haddi zatında modern teslisin sac ayaklarından olan bilimselcilik yeni Dünya’nın dini olan Modernizm’in tanrılaştırılmış putudur.
Hülâsa, Müslümanın ne ilim ne de bilimle, ne ilim ne de bilim adamıyla kavgası olmamıştır. Her ikisini de sevmiş benimsemiş baş tacı etmiştir.
Gerek ilmi gerekse bilimi bir kuşun iki kanadı olarak görmüş birbirinden ayrılması mümkün olmayan et ve tırnak gibi değerlendirmiştir.
Selam ve dua ile



