Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskınları, sadece münferit olaylar olarak görülüp geçiştirilecek türden değildir. Aksine bu gelişmeler, Türkiye’de gençliğin içinde bulunduğu kırılmayı, öfkeyi ve yönsüzlüğü açıkça ortaya koyan ciddi bir toplumsal alarmdır.
Artık mesele birkaç öğrencinin disiplinsizliği ya da anlık öfkesi değildir. Okul bahçelerinde yaşanan bu saldırganlık; sokakta biriken gerilimin, dijital dünyada büyüyen kontrolsüzlüğün ve aile, çevre ile denetim zincirinin zayıflamasının bir sonucudur. Bu nedenleri sıralayalım:
- Anne ve babaların yoğun çalışma hayatı içinde olması, çocukla geçirilen nitelikli zamanın azalmasına neden oluyor. Maddi imkanlar artarken duygusal bağ zayıflıyor.
- Çocukların evlerde yalnız kalması ya da bakıcılarla büyümesi; anne, baba sevgisi, değer aktarımı ve sınır koyma süreçlerinin eksik kalmasına yol açıyor.
- Sevgi ve aidiyet eksikliği yaşayan gençler, bu boşluğu sosyal medya, dijital oyunlar ve sanal arkadaşlıklarla doldurmaya çalışıyor. Ancak bu ortamlar çoğu zaman sağlıksız rol modeller sunuyor.
- Ailelerin okul ile bağının zayıf olması ve sadece sorun çıktığında okula gidilmesi, önleyici iletişimi ortadan kaldırıyor.
- Öğretmenlerin ailelerle yaşadığı çatışmalar, eğitimcileri çözüm üretmekten uzaklaştırıp “sorunla uğraşmama” refleksine itiyor.
- CİMER şikayetleri ve idari baskılar, öğretmen ve okul yöneticilerinin disiplin uygulamalarında çekingen davranmasına yol açıyor. Bu da otorite boşluğu oluşturuyor.
- Rol model eksikliği, gençlerin doğruyu yanlıştan ayırt etmesini zorlaştırıyor. Sosyal medyada “güç ve şiddet” algısı yaygınlaşıyor.
- Akran baskısı ve grup psikolojisi, bireyin tek başına yapmayacağı davranışları toplu şekilde gerçekleştirmesine neden oluyor.
- Okullarda psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği, erken müdahale şansını azaltıyor.
- Mahalle ve sosyal çevre kültürünün değişmesi, eskiden var olan “toplumsal denetim” mekanizmasını ortadan kaldırıyor.
- Şiddetin medyada ve dizilerde normalleştirilmesi, genç zihinlerde davranış modeli oluşturuyor.
- Spor, sanat ve sosyal faaliyet eksikliği, genç enerjinin yanlış alanlara yönelmesine neden oluyor.
- Eğitim sisteminde değerler eğitiminin zayıflaması; saygı, empati ve sorumluluk bilincinin geri planda kalmasına yol açıyor.
- Hızlı tüketim kültürü ve sabırsızlık, gençlerin sorunları çözmek yerine anlık tepkiler vermesine neden oluyor.
- Ekonomik baskılar ve aile içi stres, dolaylı olarak çocuklara yansıyarak öfke ve agresyon oluşturuyor.
- Okul, aile ve devlet üçgeninde güven kaybı, herkesin birbirini suçladığı ancak kimsenin sorumluluk almadığı bir yapı oluşturuyor.
- Disiplin mekanizmalarının zayıflaması, “yaptığımın bir sonucu olmaz” algısını güçlendiriyor.
- Anne ve babaların “Benim evladım yapmaz” yaklaşımı da bu yaşananların başlıca sebeplerinden biri olabiliyor.
- Gençlerin kendini ifade edebileceği sağlıklı alanların eksikliği, bastırılmış duyguların şiddet olarak dışa vurulmasına neden oluyor.
- Toplumsal kutuplaşma ve gerginlik, gençlere doğrudan yansıyarak agresif davranışları tetikliyor.
Bu sıralanan maddeler rastgele yazılmış cümleler değildir. Bilindiği üzere Cadde News Gazetesi olarak yaklaşık beş yıldır gençlerle yaptığımız görüşmeler ve çalışmalar sonucunda ortaya çıkan tespitlerdir.
Birçok platformda bu konuları gündeme getirerek önlem alınması gerektiğini, başta manşetlerimiz olmak üzere sürekli dile getirdik.
Bu kopukluk; genç bireylerde kimlik bunalımı, öfke kontrolü sorunları ve aidiyet eksikliği oluşturuyor. Sonuç ise karşımızda: Okul basan, şiddeti çözüm sanan ve kimi zaman kendi hayatına dahi kıyan bir profil.
Tam da bu noktada, Cadde News Gazetesi olarak gerçekleştirdiğimiz “Gençlik, Sosyal Medya ve Gerçek Dünya” panellerinin ne kadar hayati bir misyona sahip olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu panellerde sadece konuşmadık; dinledik, anlamaya çalıştık ve en önemlisi gençlerin iç dünyasına dokunmaya gayret ettik.
Çünkü mesele gençleri suçlamak değil, onları anlamaktır.
Mesele bastırmak değil, doğru yönlendirmektir.
Gençlik politikaları artık klasik yöntemlerle yürütülemez. Sadece yasaklarla ve disiplin cezalarıyla bu sorun çözülemez. Aksine, gençlerin enerjisini doğru alanlara yönlendirecek sosyal, kültürel ve psikolojik destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.
Buradan açıkça çağrıda bulunuyorum:
Eğitimciler, aileler, yerel yönetimler ve medya el ele vermek zorundadır. Çünkü bu mesele sadece bir güvenlik sorunu değil, bir gelecek meselesidir.
Cadde News olarak biz sorumluluğumuzun farkındayız. Gençliğin sesi olmaya ve bu tehlikeye dikkat çekmeye kararlılıkla devam edeceğiz.
Unutulmamalıdır ki:
Kaybedilen her genç, kaybedilen bir gelecektir.
Ve biz, o geleceği kaybetme lüksüne sahip değiliz.
Başta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş olmak üzere bu tür saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize İlerimize Allahtan Rahmet dilerim. Yaralılarımıza acil şifalar diler, ülkemize Allah bir daha böyle kötü gün yaşatmasın.
Selam ve dua ile…



