Çin’de yapılan bir araştırma, bağlanma kaygısı yaşayan bireylerde kısa video bağımlılığı riskinin arttığını ortaya koydu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, gençlerde dijital içerik tüketiminin yalnızca ekran süresiyle değil duygusal ve bilişsel süreçlerle de ilişkili olduğunu söyledi.
Sosyal medya platformlarında hızla yayılan kısa videoların özellikle gençler arasında bağımlılık riskini artırdığına yönelik bilimsel çalışmalar artıyor. Çin’de Anhui Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Beşeri Bilimler Fakültesi’nde yürütülen ve Frontiers in Psychology dergisinde yayımlanan bir araştırma, kısa video bağımlılığının psikolojik kökenlerine dikkat çekti.
Yürütülen çalışmada, bağlanma kaygısı ile kısa video bağımlılığı arasındaki ilişki incelendi. Araştırmada 18-22 yaş arasındaki 342 üniversite öğrencisinin verileri değerlendirilerek bağlanma kaygısı, dikkat kontrolü ve duyguları tanımlama güçlüğü (aleksitimi) gibi faktörlerin bağımlılık üzerindeki etkileri analiz edildi.
Araştırma sonuçları, bağlanma kaygısı yüksek bireylerde kısa video bağımlılığı gelişme riskinin daha fazla olduğunu gösterdi. Ayrıca dikkat kontrolünün zayıf olması ve duyguları ifade etmede yaşanan güçlüklerin bu ilişkiyi güçlendirdiği tespit edildi.
“Duygusal düzenleme zorlukları bağımlılığı tetikleyebilir”
Araştırmayı değerlendiren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, kısa video içeriklerinin hızlı ve yoğun uyarıcı yapısının özellikle gençler için risk oluşturabileceğini belirtti.
Dr. Balatacı, “Kısa videolar çok kısa sürede yoğun uyaran sunar ve beynin ödül mekanizmasını hızlı biçimde aktive eder. Bu nedenle özellikle duygusal düzenleme güçlüğü yaşayan gençlerde bu içeriklere yönelme daha kolay olabilir” dedi.
Araştırmada dikkat kontrolünün önemli bir rol oynadığını belirten Balatacı, “Odaklanma becerisi güçlü olan gençlerin, bağlanma kaygısı gibi duygusal zorluklar yaşasalar bile kısa video kullanımını daha iyi kontrol edebildiği görülüyor. Bu da dikkat becerilerini geliştiren yaklaşımların koruyucu olabileceğini düşündürüyor” diye konuştu.
“Sorun sadece ekran süresi değil”
Dr. Balatacı, kısa video bağımlılığıyla mücadelede yalnızca ekran süresini sınırlamanın yeterli olmayabileceğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:
“Bu tür dijital alışkanlıkları değerlendirirken sadece ’ne kadar süre izleniyor’ sorusuna odaklanmak doğru değil. Gençlerin duygularını ifade edebilmesi, stresle başa çıkma becerileri ve dikkat kontrolü gibi psikolojik faktörler de önemli. Ailelerin ve eğitimcilerin bu alanlarda destekleyici bir yaklaşım benimsemesi büyük önem taşıyor.”
Konsantrasyon becerileri koruyucu olabilir
Dr. Umut Balatacı, “Araştırmacılar da çalışmada dikkat kontrolünün geliştirilebileceğine dikkat çekerek farkındalık çalışmaları, odaklanmayı güçlendiren aktiviteler ve telefonsuz zaman dilimleri oluşturmanın kısa video bağımlılığı riskini azaltabileceğini ifade ediyor. Dijital içerik tüketimi özellikle ergenlik döneminde psikolojik gelişimle yakından ilişkilidir. Sağlıklı teknoloji kullanım alışkanlıklarının erken yaşlarda kazandırılması önem arz ediyor” diye konuştu.



