1. Haberler
  2. Genel
  3. Deprem Kaderdir, İhmal Değil

Deprem Kaderdir, İhmal Değil

featured
0
Paylaş

Savaş insan yapımıdır, düşmanı bellidir ve mücadele edilebilir. Deprem ise tarafsızdır, sessizdir ve hesap sorulamaz. Ancak yıkımı büyüten şey çoğu zaman doğa değil, insanın ihmali ve vicdansızlığıdır.

 

 

Savaş insanı yorar. Ruhunu ve bedenini aşındırır. Kanı, gözyaşı ve yıkımıyla geçtiği her yerde iz bırakır. Ama savaşta, her şeye rağmen insan bazen gülümseyebilir, hayata tutunabilir. Çünkü savaşın bir karşı cephesi vardır. Bir düşmanı, suçlayabileceği bir tarafı, yöneltebileceği bir öfkesi bulunur. Acısını, isyanını ve umudunu çevirebileceği bir hedef vardır.

 

Savaş ne kadar korkunç olursa olsun, insana mücadele etme, direnme ve yeniden ayağa kalkma ihtimali sunar.

 

Savaş insan yapımıdır. Düşman bellidir. Mücadele edilebilir. Bazen adalet duygusu bile yeşerebilir. Bu yüzden savaşın yaraları, ne kadar derin olursa olsun, insan zihninde bir şekilde anlamlandırılabilir.

 

Deprem ise bambaşkadır.

 

Tarafsızdır. Doğaldır. Kontrol edilemez. Hesap sorulamaz. Önceden durdurulamaz. Yıkımı ölçüsüz, acımasız ve kalıcıdır. Bu nedenle deprem, insan ruhunda savaşın açtığından çok daha ağır bir boşluk bırakır.

 

Deprem ayrım yapmaz. İnsan seçmez. İyiyle kötüyü, zenginle yoksulu, suçluyla suçsuzu ayırmaz. Bir mahallenin, bir şehrin, bir ülkenin kaderini aynı anda yerle bir eder.

 

Karşında hesap sorabileceğin kimse yoktur. Suçlayacak bir yüz, bağıracak bir cephe, öfkeni yöneltecek bir merci bulunmaz. Boğaz düğümlenir, çığlıklar sessizlikte kaybolur, gözyaşları kayıpları geri getirmez. İnsan her şeyini bir anda yitirdiğinde, yapayalnız ve savunmasız kalır. Tutunacak dal bulamaz.

 

İşte bu yüzden deprem, savaşın ötesinde bir yıkım taşır içinde.

 

Daha sessiz, daha derin ve daha ezicidir.

 

Savaşta hayata tutunmak, gülümsemek bazen mümkündür. Çünkü bir çıkış yolu vardır.

 

Depremde ise tebessüm etmek, yeniden yaşama sarılmak neredeyse mucizevi bir mücadeledir. İnsan, karşı koyamayacağı bir güçle yüzleştiğinde, hem çaresizliği hem de yalnızlığı iliklerine kadar hisseder.

 

Ancak şu soruyu sormadan da geçemeyiz: Müteahhitler, yapı sahipleri, proje müellifleri yani mimarlar ve inşaat mühendisleri, yapı denetim firmaları, zemin etüdü yapan şirketler, şantiye şefleri, belediyeler ve ilgili kamu kurumları, yapı kullanma izin belgesi veren görevliler…

 

Hiç mi suçlu değil?

 

Elbette suçlular.

 

Devletimiz gerekli adımları attı ve atmaya devam ediyor. Ancak mesele yalnızca cezalarla çözülebilecek kadar basit değil.

 

Türkiye bir deprem ülkesidir.

 

Bunu artık tartışmayı bırakıp kabullenmek zorundayız.

 

Ve yarınlarımızın yıkılmaması için şehirlerimizi doğru imar etmek mecburiyetindeyiz.

 

Peki biz bireyler olarak üzerimize düşeni yeterince yapıyor muyuz?

 

Allah korusun, bugün bir deprem olsa ne kadar hazırız?

 

Bir de çoğu zaman gözden kaçırdığımız ama son derece önemli bir konu var: Arz-talep meselesi.

 

Kiracı, depreme son derece dayanıksız bir evi neredeyse iki asgari ücret bedeline kiralayıp içine yerleşiyor.

 

İnsanlar, depreme uygun olmayan konutlar için yirmi yıllık birikimini gözünü kırpmadan veriyor. Bir depremde yok olup gidebilecek yapılar için ömür boyu borçlanılıyor, hayatlar ipotek ediliyor.

 

Artık bilinçlenmek zorundayız.

 

Bu tür evlerden uzak durmalıyız.

 

Bu tür yapıları kiraya verenleri, satanları ve göz göre göre insan hayatını riske atanları yetkili mercilere bildirmeliyiz.

 

Çünkü deprem kader olabilir, ama ihmal asla kader değildir.

 

İstanbul, 17 Şubat 2026

Film Yönetmeni ve Yazar

Muhammed Bozbey

1
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Deprem Kaderdir, İhmal Değil
+ -
Giriş Yap

Cadde News ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin